EkoOkul

Give Me Your Hand


Bize Katılın

Facebook

Arşiv


  • 2012 (23)
  • 2011 (27)
  • 2010 (53)
  • Ziyaretçi Sayacı

    mod_vvisit_counterBugün98
    mod_vvisit_counterBu hafta2427
    mod_vvisit_counterBu ay7734
    mod_vvisit_counterToplam251155

    IP: 38.107.179.221
     , 
    Tarih: May 20, 2012
    Ev sessizdi.  Tek bir çıtırtı bile yoktu. 4 arkadaş Hilal, Beyza, Sema ve ben(Hilal) evde oturuyorduk.  Hepimiz din sınavından düşük not almıştık.  Ağlamamak için gülmeye çalışıyorduk.  Birden Beyza atıldı:

    -Böyle üzüleceğimize biraz eğlenelim dedi.  Benim haricimde herkes bu fikri beğendi.

    Ben çağın en gerilerinde kalmış bir köyde oturuyorum. Köyümüzde kimse kimseyle konuşmaz kimse kimsenin evine gitmez hatta selamlaşmazdı bile. Bende bu köyün bir çocuğu olduğum için alışmıştım böyle yaşamaya. Bir ara köyden şehre taşınmıştık.

    Bir akşam gidiyordum o şehrin karanlık sokaklarında. Sokaklarda herkes birbiriyle konuşuyor, selam vermeden kimse kimsenin önünden geçmiyor, ayaküstü sohbet ediyorlardı. Sokaklarda bir bir gezerken bir şey dikkatimi çekti.  Arkamdan gelenler, beni kovalayanlar vardı. Arkama baktığımda hiçbir şey göremiyordum. Yoluma devam ettim.

    “Give Me Your Hand” (Bana Elini Ver) adlı Comenius projesi kapsamında Hollanda’nın Heemskerk şehrinden 10 öğrenci 4 eğitimci (toplam 14 kişi)  18-25 Nisan tarihleri arasında okulumuzda bulundular. Fırtınalı bir günde İstanbul Atatürk Havaalanı’nda karşıladığımız misafirlerimiz nasıl geçtiğini bilemediğimiz yoğun bir haftadan sonra memleketlerine döndüler. Okulumuzdaki derslere katıldılar, öğrenci ve öğretmenlerle tanıştılar, beraber protokol ziyaretlerinde bulunduk, kent müzemizi gezdirdik, Cumalıkızık’ta enfes gözlemelerden yedik, güzel Bursa’mızın güzel mekanlarını dolaştık, Tahtaköprü’de enfes bir manzaraya karşı kahvaltı ettik, İznik çinisinin yapılışına yerinde şahitlik ettik, kültür parkında güze bir piknikle geziyi noktaladık. Binlerce vatandaşımızın olduğu 23 Nisan stadyum gösterilerinde tahta ayakkabılarıyla dans eden misafirlerimiz aynı gösteriyi öğleden sonra İnegöl AVM’de bir daha sergilediler.

    Sessiz ve yalnız yürüyorum martılarla. Ucunu göremediğim yolda gidiyorum. Güneş doğuyor sessiz ve mükemmelliğiyle. Hayata gülerken güneş, cömert ışıklarında sanki beni aydınlatmıyor. Gülmüyor bana. Sevmiyorum bu hayatı yabancı insanları. Su gibi berrak yüzler nerede? Hayat bu mu? İnsanlığa ait olan hayat bu mu? Karanlığımda boğuluyorum sanki. Çok şey mi istiyorum bu hayattan? Doğsun istiyorum güneş bana, doğsun istiyorum insanlık, bitsin yalnızlık. Nasıl yaşarım deniz senden uzak? Dalgaların gözümde tüter sonra mavi, yeşil…
    Ey deniz! Sen bırakma beni, sen anla beni. Şarkılar geliyor kulağıma, yoksa senin sesin mi? Dalgalarla alıp götürür müsün beni uzaklara? Tanıştırır mısın beni gerçek hayatla? Götür beni deniz sonsuz aydınlığa.

    Beyza Kermen 7/F 710

    Karşında duran, bir yetim
    İçindeki büyük azim
    Gece uykum geldi dedim
    Masal dinlemek istedim

    Anne, söyler misin dedim
    Hak ettiğim bu mu benim?
    Böyle olsun istemedim
    Yalnızım, ben de bir tekim

     

    Bazen küseriz ya dünyaya
    Tek dayanağımız denizdir o zaman
    Her şeyi unuturuz bir anda
    Dertlerimiz de gider dalgalarla

    Konuşuruz onunla sessiz, sakin
    Cevap verir bize kimseye duyurmadan
    Dertlerinden bahseder, kederlerinden
    İnsanların öfkelerinden, kininden

    Şu zamanlarda oldukça popüler olan Muhteşem(!) dizi, Kanuni ve Hürrem aşkı ele alınan ve “muhteşem’’ hatalarla dolu olan bu diziyi herkes kınıyor. Peki, nasıl oluyor da bu dizi izlenme rekorları kırıyor?

    Muhteşem Yüzyıl dizisi baştan sona saptırmalar ve yanlışlarla dolu. 46 yıllık padişahlık hayatı boyunca sadece bir buçuk yıl sarayda kalmış olan Kanuni Sultan Süleyman’a hakaret olarak görüyorum bu diziyi.

    Dizide oynayan kadınların kıyafetleri şimdi bile hoş karşılanmayacak şekilde iken Osmanlı’da, fetihlerinin amacı İslam’ı yaymak olan bir devlette nasıl giyilebilir? Hele "Harem" baştan aşağı saptırılmış bir yer. Haremde bulunan kızlar orada saraya hizmet etmek için bulunurlar ve çocukluktan beri sarayda çok iyi eğitim görmüş kızlardır. Padişahların o haremden eş seçecekleri kadar edepli ve eğitimli yetiştirilirler.